Ana Sayfa Genel, Köşe Yazıları, Ulusal, Urla, Yerel Gündem 14 Haziran 2018 900 Görüntüleme

Mutlu Tuncer Yazdı; “Bak Şu Konuşana!”

Mutlu Tuncer Yazdı; “Bak Şu Konuşana!”

Urla Yakamoz Haber… Genç, üniversite öğrencisi Raşit kardeşimizin, Urla’da hayata geçirdiği gazete projesi…

Bu sevindirici… Eğitimli insanların yerel basında boy göstermesi, kıymetli… Hele hele Ulusal Medya’nın çökertildiği bu dönemde, yerel basının parayı değil, meslek ilkelerini benimsemiş, vatansever genç insanlara çok ihtiyacı var…

Raşit’in bu girişimini saydığım nedenlerle destekliyorum. Gazeteciliğin soytarılığa evrimleşmiş olmasından en çok muzdarip olanlardanım… 1982 yılından bu yana, Türkiye’nin en büyük gazetelerinde çalıştım… Yöneticilik yaptım, 40’a yakın ödülüm, 17 kitabım, 13 yayınlanmış belgeselim, binlerce makalem var… Bilmem ne kadar Türkiye baskılarında manşet olmuş haberim var! Ancak; bu dönemde gördüklerime, yaşadıklarıma inanmakta güçlük çekiyorum… Paraya endekslenmiş gazetecilerin yarattıkları algıdan basına güven artık sıfır! Hırsızların bile bize kumpaslar kurup davalar açabildiği, para babalarının mahkemelerde hep haklı çıktığı, yolsuzluklarını yazan gazetecileri türlü şekillerde mahkûm ettirdiği bir ortamdayız… İşte böyle bir ortamda yerel gazetecilik halkın haber alma ve aydınlanması için çok önemli…

Gelin görün ki; bu kardeşimizin amatörce hayata geçirdiği girişim; geçtiğimiz haftalarda çok ağır bir saldırıya uğradı…

Kim tarafından?

Kendisini duayen gazeteci gören Göksel Kayseri tarafından!

Gencecik üniversite öğrencisini, Anadolu Ajansı’nın bir haberini alıp kullandığı için “hırsız” ilan etmesi, bu genç adamı, maliyeye, savcılıklara ihbar etmesi, çocuğu çağırıp çağırıp yayınladığı ilanlar konusunda sorguya çekmeye kalkışması, mesleğimiz adına utanç duyulacak davranışlar!

Bir yazı yazmış Göksel Kayseri!

Hedefine aldığı Urla Yakamoz Haber’e ayar çekmeye kalkışmış… Gazetecilik dersi vermeye çalışırken, bu meslek konusunda bilgisizliğini ortaya koymuş aslında… Bunu yaparken Anadolu Ajansı’nın kuruluşunu internet denilen hazineden bulmuş, dile getirmiş… Ve bu kuruma mensup olduğu için duyduğu gu ruru anlatmış. Sanırsın ki; Anadolu Ajansı’nın kadrolu haber merkezi elemanı… Sanırsın ki; ömrü gazetecilik başarıları ile dolu bir şahsiyet!

Göksel, Anadolu Ajansının “Basının lokomotifi” olduğunu da yazmış! Ama değil… Hantal yapısı, bankamatik elemanları ile Anadolu Ajansı, TRT gibi, devletin sırtında kocaman bir kambur… Geçelim… Konumuz bu değil!

Ve Göksel, kaleme aldığı yazıda genç arkadaşa şöyle sesleniyor:

“Kendi aklıyla mı yoksa birilerinin yönlendirmesiyle mi bu işe kalkıştığını bilmediğim kardeşim Raşit.”

Kimin aklıyla bu işe giriştiğini senin bilmen mi gerekiyor? Peki sen hangi akılla girdin bu işe?

Diyor ki;

“Basın mensubu olma diyen yok sana.” Yani sanki basın, Göksel Kayseri’nin tekelinde ve milletin ondan izin alması gerekiyor! Sana ne?

Diyor ki;

“Sen de bizim gibi usul ve kanunlara göre işini yapmış olsaydın, yan gelip yatacağına, kopyala yapıştır haberleri sitene, gazetene dizeceğine, bizim gibi gece-gündüz haber peşinde koşsaydın seni alnından öperdim.”

Ne büyük laf! Ama bu bir gaf!

Bakıyorum Göksel’in gazetesine internetten indirdiği bulmacaları yayınlıyor! Bulmaca hazırlamak müthiş bir emektir. Parasını ödeyip de aldıysan yayınla faturalarını görelim. Ama sanmıyorum. Değilse bu daha büyük emek hırsızlığı olmuyor mu?

Diyor ki;

“Ama gel gör ki basın mensupluğu sandığın gibi ucuz değil. Çok büyük emek ve sorumluluk istiyor. Canın yanacak olursa seni

dolduran abilerine selam söyle.”

Öncelikle “Ağabey” kelimesi “abi” diye yazılmaz… Öyle söylenir ama yazı dili farklıdır! Ayrıca selamını aldık… Getiren götüren sağ olsun! Bu fikri de ki ben verdim… Ne olacak? Sana neden dert?

Bu yazıda tek doğru gazeteciliğin sorumluluğunun büyük olduğu…

Genç kardeşimize “Seyyar Gazeteci” diyor Göksel!

Yahu, terzinin seyyarını gördük… Manavın seyyarı olur! Çeşmecinin olur da, gazetecinin, gazeteciliğin seyyarı olur mu? Oluyormuş… Göksel bilir!

Ve öğretide bulunmuş, şöyle diyor: “Gazeteciliğin özel bir kanunu ve hatta ka- nunları var” Ayrıca ticaret kanunlarına ve esnaf kanunlarına da bağlıyız”

Yanlış! Gazeteciliğin bir tane kanunu var! 5187 sayılı kanun… Bu kanun Basın özgürlüğünün sınırlarını, basın kuruluşlarının oluşumunu ve işleyişini belirler!

Ayrıca Ticaret Kanunlarına medya işletmeleri tabidir. Esnaf Kanunları ile uzaktan yakından gazeteciliğin bir bağı yoktur! Demek ki; meydanı boş bildiğinde dahi, bilmediğin konularda ahkam kesmeyeceksin!

Konu gazeteciliktir ve sen madem gazetecilik dersi vermeye kalkışmışsın sorarım sana:

Nerede öğrendin bu mesleği, bu yanlış bilgileri?

Nerelerde çalıştın?

Benim bildiğim, tekstil işinden ayrıldıktan sonra, eski Kayınpederinin fotokopi makinesi ile çıkardığı Demokrat Urla Gazetesi’nde tanıştın bu meslekle… Sonra merhum annenin üzerine kurduğun Pencere Gazetesi’nde kendini çalışan olarak gösterip 212 den kadro yapıp, basın kartı almaya hak kazandın. (10 sene önce olsa bin yılda kart alamazdın) Birilerine ders verecek kadar gazetecilik tecrübesini nereden edindin? Anadolu Ajansının taşra muhabirliğinden mi?

Gazetecilik fotoğraf makinesini eline alıp, yelek giyip, sağından solundan ipler sarkıtıp, ortada dolanmak değil…

Bir fikir mesleğidir bu… Öncelikli amacı, halkın ufkunu açmak, gerçekleri onlara en yalın şekliyle sunmaktır… Bunun için de çok okumak, çok çalışmak, çok yazmak gerekir!

Genç girişimleri ihbar edip, başlarına çorap örmeye kalkışmak, bir gazetecinin yapacağı iş değil… Yapman gereken bu genç kardeşimize bilgin kadar destek olmak, onu teşvik etmekti…

Netice itibarıyla, bu kardeşimizin arkasındayız… Yerel basının güçlenmesi için bir renktir bu gazete… Elimizden gelen desteği vereceğiz… Yetişmeleri için katkımız olacak. Bu katkıyı sana da vermeye hazırız. Zira daha bir fırın ekmek yemen için seni bekliyor…

Sevgili Urlalılar;

Burada ne kadar çok gazete, gazeteci olursa, bu ilçenin kültürel, siyasal, sosyal, ekonomik yapısı o kadar büyür, gelişir. Sizlere yeni bir gazete sunuluyor… Haberiyle, yorumlarıyla özgür ve tarafsız bir gazete… Bu gazeteye istediğiniz her haberi gönderebilirsiniz. Seve seve hiçbir karşılık beklemeden yayınlanır. İlanlarınız bu gazeteye destek olacaktır ve bu desteği aydın Urla Halkı’nın esirgemeyeceğini çok iyi biliyorum…

Göksel’e ise son sözüm şu:

Başkalarının işlerini bozmaya çalışacağına, gazetecilikte ilerlemeye bak kardeşim… Bu daha doğru… Çok oku, çok yaz… Gazetecilik bilgi, gerektirir, genel kültür gerektirir… Öğrenmenin yaşı yok!

Kimse bu ilçede gazete çıkarmaya kalkıştığında “Bir Göksel Kayseri’ye sorayım, izin verir mi ?” demez! Sen de soramazsın! Aklını başına al… Kötü insan olmak sana bir şey kazandırmaz…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haber Sitesi | Uzman Tescil